Geçenlerde çok dikkat çekmeyen bir haber vardı “Çocuk ve Cami Buluşması” adı altında. “Çocuk ve Cami Buluşması” Diyanet İşlerinin çocukları cami ile tanıştırmak amacı ile hazırladığı bir program kapsamında Polatlı, Ankara’dan bir ilkokul din dersi öğretmeni din derslerinden birini camide yapmış. Burada çocukları camiye götüren öğretmeni falan eleştirmeyeceğim çünkü öğretmene böyle bir program verirseniz onun da kullanması normaldir.
Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir devlet kurumunun varlığının laik Türkiye Cumhuriyeti adına utanılacak bir durum olduğu gerçektir. Bütçesi çeşitli bakanlıkların bütçesinin toplamından fazla olan bu kurum müslüman, yahudi, hristiyan, ateist, agnostic, deist v.s., budist, zerdüşt v.s. inançlarına sahip vatandaşların ödediği vergilerle açık açık İslam propogandası yaparakbir grup -grubun ne kadar büyük olduğunun hiçbir önemi yok- vatandaşın inancını diğerlerinden üstün görerek haksızlık yapmaktadır.
Devlet, başka bir dini bu şekilde yaymaya kalksa ayağa kalkacak olan milyonlar söz konusu kendi dinleri olunca ses etmiyorlar. İşin en kötü yanı ise kendilerini laik Türkiye’nin bekçisi ilan edip, yürüyüşlerde “Türkiye laiktir laik kalacak” sloganlarını avazları çıktığı kadar haykıranlar böyle bir kurumun varlığının laikliğin temellerini bombaladığını, çocuklarımızın eğitimine, sağlığa, depremde soğuktan ölen çocuklara harcanabilecek paraların bir dinin propogandasının yapılması için harcandığını görüp te cılız da olsa bir ses çıkarmıyorlar.
Biz bu kafayla İran oluruz.